
Türkiye’de bazı kurumlar vardır; isimleri bir okuldan fazlasını anlatır. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi işte tam olarak böyledir. Halk arasındaki adıyla Mülkiye… Sadece bir fakülte değil, bir zihniyetin, bir devlet geleneğinin ve bir entelektüel duruşun adıdır.
1859’da Osmanlı’nın modernleşme ihtiyacından doğan Mekteb-i Mülkiye, bürokrasiyi dönüştürmek amacıyla kuruldu. Ama zamanla yalnızca bürokrat yetiştiren bir okul olmaktan çıktı. Cumhuriyet’le birlikte Ankara’ya taşınması, sembolik bir tercih değildi; yeni devletin merkezine, yeni devlet aklını inşa edecek bir kurum yerleştiriliyordu.
Mülkiye’nin farkı burada başlar. Bu okulda yalnızca kanun öğretilmez; kanunun arkasındaki toplumsal gerçeklik sorgulanır. Yalnızca maliye anlatılmaz; bütçenin kimin hayatını nasıl etkilediği tartışılır. Yalnızca uluslararası ilişkiler ezberletilmez; diplomasinin güç dengeleriyle nasıl şekillendiği analiz edilir. Kısacası Mülkiye, meslekten önce zihniyet kazandırır.
Türkiye’nin idari yapısına bakıldığında Mülkiye mezunlarının izleri açıkça görülür. Kaymakamlıklardan valiliklere, büyükelçiliklerden üniversite kürsülerine kadar uzanan geniş bir etki alanı vardır. Bu etki, bir kadro gücünden çok, bir düşünme biçiminin sürekliliğini temsil eder.
Ancak Mülkiye’yi asıl özgün kılan unsur, devlet ciddiyeti ile eleştirel aklı aynı potada eritebilmesidir. Bu okulun geleneğinde, devlete hizmet etmekle devleti sorgulamak arasında bir çelişki yoktur. Aksine, güçlü devlet aklı ancak sorgulayan zihinlerle mümkündür anlayışı hâkimdir.
Bugün üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlara dönüşme riskiyle karşı karşıyayken, Mülkiye’nin hatırlattığı temel gerçek şudur: Devlet, teknik bilgiyle değil; tarih bilinci, toplumsal duyarlılık ve etik sorumlulukla ayakta kalır. Bir ülkenin geleceği, yalnızca ekonomik göstergelerle değil, o ülkenin yöneticilerinin zihinsel donanımıyla şekillenir.
Mülkiye tam da bu nedenle önemlidir. Çünkü orada yetişenler yalnızca bir göreve değil, bir sorumluluğa hazırlanır. Ve sorumluluk duygusu, her dönemde en kıymetli sermayedir.





