
19 Aralık, dünyanın farklı coğrafyalarında sesi bastırılan, hakkı görmezden gelinen, yaşam mücadelesi veren insanların hatırlandığı bir gündür. Bu tarih, yalnızca bir anma günü değil; vicdanın, adalet duygusunun ve insan onurunun yeniden düşünülmesi gereken bir duraktır.
Mazlum olmak, yalnızca fiziksel baskıya uğramak değildir. Kimi zaman kimliği nedeniyle dışlanmak, kimi zaman inancı yüzünden yok sayılmak, kimi zaman da yalnızca insan gibi yaşamak isterken engellenmek anlamına gelir. Bugün Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da, Afrika’nın ve Orta Doğu’nun farklı noktalarında yaşananlar, bu gerçeği açık biçimde ortaya koymaktadır.
Dünya Mazlumlar Günü, güçlü olanın değil; haklı olanın yanında durmanın önemini hatırlatır. Sessiz kalmanın, çoğu zaman zulmün sürmesine zemin hazırladığını gösterir. Bu nedenle mazlumların acısını sadece izlemek değil, anlamak; sadece konuşmak değil, tavır almak gerekir.
Adalet, yalnızca mahkeme salonlarında değil; toplumların vicdanında meydana gelir. Bir insanın uğradığı haksızlığa kayıtsız kalındığında, aslında insanlığın ortak değerleri zedelenir. Bu gün, empati kurmanın, insan onurunu esas almanın ve adalet talebini diri tutmanın önemini yeniden düşünmek için bir fırsattır.
19 Aralık Dünya Mazlumlar Günü, unutmamak içindir. Unutmamak; zulmün sıradanlaşmasına izin vermemek, insanlık onurunu canlı tutmak demektir. Çünkü mazlumun sesi duyulmadığında, adalet susar; adalet sustuğunda ise insanlık yara alır.





